Güncel Çocuk Hastalıkları

Program 53
8 Kasım 2008

Hastalıkların çocuklar ve ebeveynler üzerinde yol açtığı psikolojik durumlar...

Kendimizi ve çocuklarımızı rahatlatma yolları...

Neler yapılabilir?...


Halk arasında Mide Reflüsü olarak bilinen Gastro Özofageal Reflü hastalığı mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçmasıdır. Reflü, asitli mide içeriğinin yemek borusuna gelmesi ve uzun süre temas etmesiyle yemek borusunun asitten kendini koruma özelliğinin yok olmasından kaynaklanır. Erişkinlerin yaklaşık %20'sinde reflü görülmektedir.
www.cocukalerjiklinigi.com (Doç. Dr. Hasan Yüksel’in alerji konusunda aileleri bilgilendirmek amacıyla kurduğu site. İlginç yanı; çocuk astım ve müzik ile resim basliklari. Burada da karşımıza Celal Bayar Üniversitesi Çocuk Alerji Bilim Dalı ve Solunum birimindeki “Çocuk Astım Korosu” ve sanal bir resim sergisi girişimi çıkıyor.)
http://www.guncelpediatri.com/yazilist.asp?yazarid=796 (Fügen Çokuğraş, makaleler...)

http://www.guncelpediatri.com/yazilist.asp?yazarid=485 (Dr. Haluk Çokuğraş. Türk Pediatri Kurumu Başkanı. Makaleler...)

Büyüyünce ne olacaksın?

Program 52
1 Kasım 2008 

Büyüklerin çocuklarla konuşmak için cepte bulundurdukları üç-beş hazır sorudan biri.
Gerçekten çocuklara neden en bebekliklerinden beri bu soru sorulur?

Çocuklar buna yanıt vermeye şartlandırılırken ya da anne-babalar çocuklarını seçim yapmaya zorlarken nedir bekledikleri?

Peki eğitim sistemimiz bu durumdayken bu soruyu sormak ve bir mesleğin hayalini kurmak ne kadar gerçekçidir aslında?
Büyüyünce Ne Olacaksın? Oyunu

İBB Şehir Tiyatroları Çocuk Tiyatrosu Birimi’nin ilk çocuk oyunu, Turgut Denizer’in yazıp, yönettiği “Büyüyünce Ne Olacaksın” isimli oyun. Büyüyünce Ne Olacaksın, meslek seçimindeki yaklaşımları, mizahi bir anlayışla irdeleyen tema üzerine kurulu birbirinden bağımsız on değişik öyküden oluşuyor… Her öykü, izleyiciler arasında “Büyüyünce ne olacaksın” sorusuna yanıt arıyor… Meslek seçimindeki ölçütleri ortaya çıkarıp çocukların değerlendirmelerine sunuyor.


Kitap:

Peter Pan / James Matthew Barrie

(Ayrıca pazar günleri İşsanat Çocuk Tiyatrosu’nun sahnelediği oyunu görmek de mümkün.)

Alternatif Eğitim

Program 51
25 Ekim 2008  

www.benimleoynarmisinanne.com 'un fikir annesi Ayça Oğuş konuğumuz...
Alternatif eğitim tarihinin felsefî temellerinden biri olarak J.J. Rousseau'nun "Emile"de karakterize ettiği ve "özgür insan"ı hedefleyen eğitim anlayışı gösterilebilir. Jean Jacques Rousseau (1712-1778), insan duygularının özgürleşmesi yolunda alternatif pedagojinin ilk adımlarını atarak eğitim taihine yön vermiştir. Rasyonalizme karşı bir duygu eğitimini, toplumcu anlayışa karşı bireyin yükselişini ve baskıcı eğitime karşı özgürlüğü savunur. Emile’de ilk defa yapay bir öğretiminin yanlışlıklarını göstererek, baskıdan kurtulmuş bir çocuğun kendiliğinden ve doğal gelişmesinin önemini vurgular.
Alternatif eğitimin diğer bir temelini Leo Tolstoy (1828-1910)'da buluyoruz. Tolstoy “İasnaia Poliana” okulunda kendi başına, disiplinsiz ve cezası eğitimi kurmaya çalışmıştır. Tolstoy eğitime hem teorik eserleriyle, hem öğretmenlik çalışmalarıyla hem de yazdığı okul kitaplarıyla hizmet etmiştir. Halkı yaşadığı sefaletten kurtarmak için, köylülerin çocuklarına yönelik İ. Poliana köyünde bir okul kurdu.
Açtığı okulda çocukları bütünüyle serbest bıraktı. Bireysel özgürlüğü yöntem olarak benimsedi ve eğitimde okulların değil, hayatın belirleyici olduğu sonucuna vardı. Bütün zorlayıcı yöntemleri kaldırdı ve öğrencilerin kendi yöntemlerini geliştirmelerine izin verdi. Okulu terk etmek ve okula kaydolmak tamamen serbestti. Sınavlar, ödüllendirme ve cezalandırma yoktu. Eğitimin başlıca görevi, çocuklara olabildiğince az şey öğretmek ve onların bütün insanların eşit ve kardeş olduğunu fark etmelerini sağlamaktı.

Keyifli Eğitim / Kemal İnal

Merkez-karşıtlığı ya da ‘keyifli eğitim’ tanımlanabilir mi? Eğitimin illa ki bir şeyi merkeze alması gerekli mi? Merkeze bir şeyi -ders kitabı, müfredat, oyun, oyuncak, drama vb.- ya da bir özneyi -öğretmen, öğrenci- koymak, kurumsal ve otoriter bir düşünce ve uygulamanın denetim mantığını ifade etmez mi? Eğitimde merkezcil düşünce, iktidar ilişkilerini yeniden üreten bir süreç yaratır; bu, kaçınılmaz bir sonuçtur. Örneğin, “çocuk merkezli eğitim”, çocuğun, eğitim sürecinin tam ortasında, göbeğinde ve beyninde yer alacağını; tüm pedagojik sürecin çocuğun ilgi, bilgi, deneyim ve ihtiyaçlarına göre geliştirileceğini vb. vazeder. Oysa, eğitimde, hele kapitalist ABD gibi bir ülkenin okullarında uygulandığı iddia edilen bu mantık ve yöntem, nasıl olur da çocukların çokça ezildiği, sömürüldüğü, taciz edildiği, ayartıldığı, bastırıldığı bir sürecin gelişimini engelleyemez? Örneğin nasıl olur da ABD’de sık sık okullarda kriminal olaylar-silahla okulu basma, sınıf ya da kantinde insan öldürme, tuvalette uyuşturucu kullanma vb-zuhur eder, öğrencilerin obezleşme sürecine bir türlü çare bulunamaz, çocukların psikolog ve psikiyatrlara gidip gelmekten ayakkabı eskitmeleri önlenemez, çocuk-ebeveyn ilişkilerinin bunaltıcı çerçevesi bir türlü aşılamaz vs. ABD’yi bırakıp bize dönelim. Ülkemizde eğitim süreci, en azından ilk ve orta düzey eğitim süreci, ‘sıkıcı’, ‘hayattan kopuk’, ‘monoton’, ‘içe kapanık’, ‘eziyet edici’ vb. olarak eleştirilir durulur. Bu doğru, zira bizde eğitim, ne şenlikli ne de keyifli bir içerik/kapsam ve süreç özelliği göstermez; öğretmenler, derslerini bir an evvel bitirip okuldan çekip gitmek isterler, öğrenciler de öyle. Müdür ve muavinlerinin tek dertleri, okulda asayişin devlet adına/namına sağlanmasıdır. MEB, eğitimi ancak rakam ve oranlarla anlar ve açıklar; öğrenci-çocukların duygu, inanç, aile vb dünyalarının bu rakam ve oranlar içinde esamesi bile okunmaz. Bu durumda öğrenim süreci, genel bir rahatlığın değil, kümülatif (birikimli) rahatsızlıkların okula taşınmasıyla habire büyük ölçüde dışarıda üretilen ve kendisine taşınan sorunları çözmeye çalışır durur. Böylece, egemen sınıfların ve devletin direktifleriyle okul, öğretmen, öğrenci ve veli, toplumsal bir işlevsellik çerçevesinde bir takım vazife ve beklentilere yönlendirilir durulur. Bizim eğitim sistemimiz hep bir ideale -vatanına/milletine hayırlı evlat olmak, vazifelerini iyi öğrenmek, terbiyeli ve hayırlı evlat olmak, vb.- yaslanır. Bu idealler elbette kötü değildir; kim çocuğunun eğitim görerek terbiyesiz, hayırsız ve vatanına düşman/hain olmasını ister ki!? Ama çocuğu daha ilk yıllardan itibaren ağır bir yük altına sokmak, ne demek oluyor ki? Örneğin, 23 Nisan’larda okullarda düzenlenen piyeslerde daha anaokulu seviyesindeki miniklere sırtlarında mermi taşıtmak, kürsülerden kan-savaş-gözyaşı temalı şiirler ya da İstiklal Marşını boyun damarlarını şişirtircesine okutmak, onları anlamadıkları ve gelişim-düzeyleri için hiç de olumlu-yerinde olmayan etkinlikler içine sokmak, askeri kıyafetlere benzeyen izci üniformaları içinde doğayı fethetmeye göndermek: Ağır yükün ilk eğitsel uğrakları.
Tüm eğitim ortam ve materyalleri, çocuk ve gençler için eğer çekici, rahatlatıcı, renkli ve zengin, eğlendirici, tek kelimeyle keyif verici değilse, çocuk/genç ne yapsın da bu eğitimden zevk alsın? Bu durumda merkeze neyi koyarsanız koyun, çocuğun ilgi, bilgi, deneyim ve ihtiyaçlarının, eğitim ve hayatın marjinlerinde kalması önlenemez. Okul içi öğrenci kaynaklı sorunlar-bıçakla sırayı kazımak, tuvalette sigara içmek, uyuşturucu kullanmak, ders esnasında mastürbasyon yapmak, kız arkadaşını taciz etmek, başka bir öğrencinin malını çalmak, dersi kaynatmaya çalışmak, okula satırla gelmek, kendinden güçsüzü dövmek, hocasını tehdit etmek vb.-formal bir eğitim kültürüne verilen basit bir informal kültürün tepkileri midir sadece? Bu, bir kuşak sorunu mudur yalnızca? Aslında bunlar, eğitim sisteminin insanı yabancılaştırıcı her türlü pratiğine karşı başkaldırılar değil midir? Bir toplumsal isyanın özel göstergeleri olamaz mı?
Her şeye rağmen eğitimden keyif almalı insan. Öğrenme süreci, insanda haz yaratmalıdır; angarya ya da kölelik duygusu değil. Keyifli eğitimden anladığım, öğrenmenin tam anlamıyla ama çocuğu/genci hırpalamadan, sıkmadan, aşağılamadan, ötekileştirmeden, ayrımlaştırmadan, tek kelimeyle yabancılaştırmadan gerçekleştirilmesi demektir. Bunun için öğretmenin elbette otorite, ama demokratik bir otorite-tüm tarihsel mirastan eleştirel bir şekilde yararlanan bir otorite-olması gerekir. İlerlemeci pedagojinin vazettiği gibi öğretmenin palyaço, aktör, dramacı vs. gibi olmasına hiç gerek yok.



Waldorf Okulları
Waldorf Okulları, Rudolf Steiner’in I. Dünya Savaşı sonrası yoksul Almanya’sında 7 Eylül1919 Stuttgart kentindeki Waldorf-Astoria sigara fabrikasının işçileri için verdiği bir dizi eğitim konferansı sonucu kuruldu. “İnsanın antropolojik anlayışına uygun bir okul kurmak mümkün olur mu?” diye sorularak oluşturulan bu okullarda temel ilke, öğrencilerin kendi görgülerini ve dünyadaki yerlerini anlamalarına yönelik bir anlayış geliştirmektir.
2001 yılında dünyada 605’i Avrupa’da, 150’si Amerika’da ve geri kalanı da dünyanın diğer bölümlerinde olmak üzere 850’yi aşkın Waldorf Okulu’nın varlığından bahsedilmektedir. Ayrıca yine tüm dünyada 1200 Waldorf Anaokulu bulunmaktadır. Bu okullar 32 farklı ülkede 120.000 öğrenciye eğitim ve öğretim olanağı sağlamaktadır.


www.montessoriegitimi.org (alternatif eğitimle ilgili Eylem Korkmaz’in kaleme aldığı makale...)
Orff, Reggio Emilia, Sudbury, Summerhill, Sands gibi önemli metotlar/yaklaşımlar da var. Ancak tüm dünyada en yaygın bilinen ve uygulananları Montessori ve Waldorf yaklaşımları.

Çocuk Etkinlikleri

Program 50
18 Ekim 2008  

Kentte neler yapılıyor?

Çocukların tercihleri neler?

Anne-babalar çocuklarıyla nerelere gidiyor?

Neler izliyor? Neler yapıyor?
www.cocuketkinlikleri.org cocuketkinlikleri@yahoogroups.com
Atölyeler:
Portakal Ağacı www.portakalagaci.org
Tango Jean ‘de çocuklara yönelik tango... www.tangojean.com

Beksav’da çocuklara yönelik fotoğraf www.beksav.org
Bilim Merkezi... Buz pateni... Spor karşılaşmaları izlemek... Kafa dinlemek (yakın yerlere hafta sonu gezileri, sahil yürüyüşleri, bisiklet, ata binmek, ...)
Müzeler:
İstanbul Modern / Her zaman müzedeki sergiyle paralel çocuklara yönelik atölye çalışmaları yer alıyor. Bu çalışmalar 4-13 yaş arasına yönelik. Ailece Sanat adlı bir programları da var. www.istanbulmodern.org
SSM / Yine müzedeki sergiyle paralel 4-17 yaş arasına yönelik atölye çalışmaları gerçekleştiriliyor. Önceden rezervasyon yaptırmak gerekiyor. www.muze.sakipsabanciuniv.edu
Rezan Has Müzesi http://rhm.org.tr
Arkeoloji Müzesi ; bir çocuk bölümü var.
Rahmi Koç Müzesi www.rmk-museum.org.tr
Sinema ve tiyatrolar...

Konserler (Niye çocuklar için konserler yok???)
Sergiler, fuarlar, festivaller, doğa gezileri, çocuklarla gidilebilen mekanlar???
Tazeler:

5. Uluslararası Çocuk ve İletişim Günleri 20-21.-22 Ekim tarihlerinde Feshane’de gerçekleştirilecek. İÜ İletişim Fakültesi ve Türkiye İletişim Araştırmaları Merkezi tarafından yapılacak etkinlik bu yıl “Çocukluk, Araştırma, Yöntem, Etik” temaları kapsamında atölye çalışmaları ve etkinlikleri kapsıyor. www.tiaistanbul.org/
6. Uluslaraarası Çocuk Filmleri Festivali 28 Ekim – 13 Kasım arası Cinecity’lerde izleyicisine ulaşacak. www.iicff.com
Dergi: İnfo kids

Web: attaa.com.tr ; cicicee.com ; oyalamakagidi.com ; anneyiz.biz

Program 49

Program 49
11 Ekim 2009

Program 48

Program 48
4 Ekim 2008

Bayramlarda çocuklar

Program 47
27 Eylül 2008

Kelimenin aslı bazram veya badramdır. Terim olarak yılın belli gününde, günlerinde kutlanan geleneksel ve toplumsal sevinç. Bayramlar iki ana kola ayrılır:



3. Etnik ve uluslararası bayramlar (1 Mayıs vb.)

Dini bayramlar ay takvimine göre kutlanır. Bu nedenle her yıl 10 gün öne gelir ve dolayısıyla bir bayram günü bir insan ömründe yaza, kışa, sonbahara, ilkbahara gelecektir. Dini bayramlarda da resmi yerler kapalıdır, ulusal bayramlarda da.

Bayram öncesi evlerde temizlik yapılır, çocuklara bayramlık alınır. Bayram gezmesi ve ziyaretleriyle, akrabalar ziyaret edilir, dargınlar barışır, yaşlılara genç olanlar ziyarete gider. Bayramda tatlı, şeker ikramı adettendir, Ramazan Bayramı'nın bir adı da Şeker Bayramı olmuştur. Bayramda mezarlık ziyaretleri de adettendir.

Ulusal bayramlar, kurtuluş bayramlarında ise, resmigeçit yapılır. Tarihsel coşku ve anlam konuşmaları kutlamalarla devam eder.

Deyimler:
Bayram yeri, bayramlık, eski bayramlar, bayramlaşmak, bayram ayı, bayram etmek, bayram havası, bayram şekeri, iki bayram arası, bayramdan bayrama, bayramüstü, bayram değil seyran değil.  (wikipedia)