Beslenme / Gıdalarımız

Program 64
24 Ocak 2009 


Geçen hafta yapılan ekolojik ürünler fuarı ile birlikte her zaman ilgi alanımıza giren beslenme/gıdalarımız, ya da gitgide güvenimizi yitirmeye başladığımız yediklerimiz içtiklerimiz meselesini gündemimize aldık. Bu kez gdo’lu ürünler ön plana çıktı...

www.gdoyahayir.org  (yani, genetiği değiştirilmiş organizmalara hayır!)
Platform kimlerden oluşuyor?


Platform, başta ekolojik ürün üreticileri ve ekoloji örgütleri olmak üzere tüm ülkede örgütlü çevre platformlarını oluşturan yerel derneklerden ve konuyla doğrudan ilgili STK'lardan oluşuyor.
Ne istiyoruz?


Gen kaynaklarımızı korumak için, kendini yeniden üretebilen ve milyarlarca yıllık evrimin birikimi olan canlı organizmalar üzerinde patent hakkı kurulmamasını istiyoruz. Bunun için de "Yaşam Patentlenemez" diyoruz. Toplum sağlığını sürdürülebilir kılmak için; olası tehlikeleri öngörülebilen GDO'lu ürünlerin yarattığı sağlık riskleri ortadan kaldırılmadan üretilmesinin ve tüketilmesinin engellenmeni istiyoruz. Toplumsal sağlığımız için "GDO'ya Hayır" diyoruz.
Platformun bazı yayınları var. Bunlara web sitesinden ulaşılabiliyor… 


(GDO Nedir?


Bir canlinin gen diziliminin degistirilmesi ya da ona kendi dogasinda bulunmayan bambaska bir karakter kazandirilmasi yoluyla elde edilen canli organizmalara "Genetigi Degistirilmis Organizmalar" veya kisaca GDO adi veriliyor.
Bir canlidan digerine gen aktarimi, bir cesit kesme, yapistirma ve cogaltma islemi olup, genetik muhendisler tarafindan uygulaniyor. Aktarilacak gen once bulundugu canlinin DNA'sindan kesilerek cikariliyor. Sonra vektor adi verilen tasiyici virusle bu gen DNA molekulune yapistiriliyor.
Frankestayn Gida olarak da nitelenen GDO'lar bugun kolera bakterisi geni tasiyan yonca, akrep geni tasiyan pamuk, tavuk genli patates, balik genli domates gibi gidalar seklinde karsimiza cikiyor.
Insanlik bugun dogal cesitlilige zarar vererek tur zenginliginin yok olmasina yol acan GDO'larin cesitli yollardan yayilarak yeni Frankestaynlar yaratma tehlikesiyle karsi karsiya.


Ve GDO’ya neden hayır, hayatımıza nasıl girdiler vs... vs... adalar postasında...)
GDO’lu ürün grupları                                                                                 


• Meyve ve sebzeler• Et, balık ve yumurtalar• Alternatif et ürünleri• Süt ve süt ürünleri• Alternatif süt ve süt ürünleri• Mamalar• Tahıllar, baklagiller ve makarnalar• Kahvaltılık gevrekler• Fırınlanmış gıdalar• Dondurulmuş gıdalar• Hazır çorba, sos ve konserveler• Çeşniler• Atıştırmalık gıdalar ve çerezler• Şeker, çikolata ve tatlandırıcılar• Sodalar, meyve suları ve diğer içecekler


www.centerforfoodsafety.org ve www.HealthierEating.org adreslerinden de GDO hakkında bilgi edinebilirsiniz.
Gıda katkı maddeleri:


http://www.saglikvakfi.org.tr/html/gkmy.asp?id=60 (gıda katkı maddeleri gerçeği başlıklı makale; katkı maddelerinin işlevi ve zararsızlığı üzerine ...)
http://www.hekimce.com/index.php?kiid=76 (katkı maddelerinin kullanım amaçları/nedenleri ve sağlık üzerine etkileri üzerine bir makale...)


Organik Gıdalar:


Her hafta Feriköy’de kurulan ekolojik Pazar ve büyük marketlere giren ekolojik ürünler...



Film:

The Future of Food (Gıdanın Geleceği) / Deborah Koons Garcia

(Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali'nde gösterilen film, bir yerde karşınıza çıkarsa kaçırmayın!) 

Program 63

17 Ocak 2009

Çocuk İstismarı

Program 62
10 Ocak 2009


Çocuk İstismarı ve İhmalini Önleme Derneği, bireyin doğumundan önce ve daha sonraki büyüme dönemlerinde sağlıklı bir şekilde yetişmesini, her türlü istismardan ve ihmalden korunmasını gerçekleştirmek amacıyla 1988 yılında kurulmuştur..
İstismar fiziksel, duygusal, cinsel olabilmektedir.. Maalesef toplumumuzda çocuklarımız zaman zaman istismara ya da ihmale maruz kalmaktadır.. Bunun sonucunda da "ÇOCUK SAFLIĞI" zedelenmektedir... Bizlerin amacı bugünün en değerli varlıkları, geleceğin ise mimarları olacak çocuklarımızın her türlü istismardan korunmaları için toplumumuzu bilinçlendirmek, "istismar ve ihmal" konuları hakkında bireylerin bilgi sahibi olmalarını sağlamak, bu konularda bilimsel veriler üreterek konunun önemini kavratmak ve en güzel ifadeyle ulusal ya da uluslararası "FARKINDALIK" yaratmaktır...




19.11.2008 Çocuk istismarına acil müdahale çağrısı
Çocuk istismarını önlemek amacıyla 21 sivil toplum kuruluşunun katkılarıyla hazırlanan raporda, çocukların fiziksel ve cinsel şiddete maruz kalmamaları için "müdahale programları"na acil ihtiyaç bulunduğu vurgulandı.

Ankara Barosu ve Gündem Çocuk Derneği ortaklığında, AB destekli "Çocuk Haklarına Dair Sözleşme Uygulamasının İzleme ve Raporlanması Konusunda Kapasite Geliştirme Projesi" kapsamında "Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin Uygulanmasının İzlenmesi Hükümet Dışı Kuruluşlar Raporu" yayımlandı.

Raporda, tüm dünyada çocukların olumsuz çevre koşulları ve koruyucu hizmetlerin eksikliği nedeniyle yeterli büyüme ve gelişme gösteremedikleri ifade edildi.

Milyonlarca çocuğun gerektiğinde sağlık kuruluşlarına ulaşamadığı ve hizmet alamadığı kaydedilen raporda, temel eğitim alamayan pek çok çocuğun da psikososyal, duygusal ve bilişsel yönden yeterli ölçüde gelişemediği vurgulandı.

Çocuk haklarına ilişkin yasal çalışmalar hakkında etkin ve geniş katılımlı bir izleme mekanizması oluşturulması önerilen raporda, uygulamadaki ihlal örneklerinin de toplanması gerektiği belirtildi.

"Çocukları Koruma Mevzuatı"nın bütün çocukları kapsayacak biçimde gözden geçirilmesi tavsiyesinde bulunulan raporda, bütün çocukların mevzuatın tanıdığı olanaklara erişebilmeleri istendi.

Mağdur çocukların ifadelerine başvurulması sürecinin savcı ya da hakim yetkisine bırakılması önerilen raporda, çocuk haklarının izlenmesi, sözleşme ile tanınan hakları ihlal edilen çocukların bireysel şikayetlerinin kaydedilmesi ve bunların ilgili makamlara iletilmesi ile görevli "Ombudsman veya Çocuk Komisyonu" gibi bağımsız bir mekanizmanın oluşturulması gerektiği kaydedildi.

Adli Tıp Kurumu "çocuk bakış açısı" taşımalı




Okul müfredatında insan hakları derslerine yeniden yer verilmesi önerilen raporda, yasadaki çocukların çalışma saatlerinin de yeniden gözden geçirilmesi istendi.

"Adli Tıp Kurumu'nun çocuk bakış açısını taşıyabilmesi için güçlendirilmesi gerektiği belirtilen raporda, "Bunun için barolar, çocuk adaleti yönetimi ile sivil toplum kuruluşları ve çocuklarla çalışılmalı" denildi.

Raporda, çocuğun ceza ehliyeti yaşının da 12'den 15'e yükseltilmesinin çocuğun yararına olacağı belirtildi.

Çocuk haklarının hayata geçirilmesi için "Çocuk Hakları Kamu Denetçiliği/Ombuds Kurumu"nun kurulmasının hayati önem taşıdığı vurgulanan raporda, oluşturulacak bağımsız bir denetçi kurumun, yasaların ve politikaların uygulanışı ve sistematik bir şekilde izlenmesine de katkı vereceği ifade edildi.

Raporda yer alan diğer öneriler ise şunlar:


-Çocuk ve ergenlerin fiziksel, duygusal ve cinsel şiddete maruz kalmamaları ve şiddet davranışlarında bulunmamaları için müdahale programlarına ivedilikle gereksinim vardır.

-Olumlu çevre ortamının oluşturulması ve çocukların iletişim becerilerinin arttırılması, stresle başa çıkabilmeleri, duyguları kontrol edebilmeleri gibi becerileri içeren yaşam becerilerinin geliştirilmesine ilişkin yapıcı programlar düzenlenmeli.

-Hakim ve savcılar için gerçekleştirilen çocuk hakları konusunda hizmet içi eğitimler arttırılmalı.

-Şiddeti dışlayan ana-baba eğitim programları düzenlenmeli.

-Çocuğa yönelik şiddete dair ücretsiz danışma hizmeti sağlanmalı.

Memurlar izne tabii tutulmadan soruşturulmalı

Raporda, Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun'a, "kamu görevlilerinin çocuklara karşı işledikler suçlar bakımından soruşturma iznine gerek kalmaksızın Cumhuriyet Savcılıklarının soruşturma yürütebilmesi" ibaresinin eklenmesi de önerildi.

Raporda, ayrıca Türk Ceza Kanunu'un 105. maddesinde yer alan cinsel taciz suçunun çocuklar bakımından
"şikayete tabi" suç kategorisinden çıkarılmasına yönelik değişiklik yapılması gerektiğine dikkat çekildi.

Çocukların dini tercihlerini ailenin ve toplumun baskısı ile değil, reşit olduktan sonra kendi bilinçleri ile yapmalarına olanak tanınması istenen raporda, çocukluk çağındaki din eğitimin de isteğe bağlı olması önerisine yer verildi.

Özellikle Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK) kuruluşlarında "hizmet alan çocuklara her ne gerekçe ile olursa olsun ve her kim tarafından olursa olsun şiddet uygulanması yasaktır" ibaresinin bulunması tavsiye edilen raporda, koruyucu aile ve evlat edinme sistemlerinin de hızlandırılması istendi.

"Okul sağlığı politikası" belirlenmeli


Sağlık ve Milli Eğitim bakanlıklarının "Okul Sağlığı Politikası" belirlemesi gerektiğine dikkatin çekildiği raporda, bunun, öğrencilerin sağlığını koruma ve geliştirmeyi hedeflemesi, sağlık sorunları ile karşılaşıldığında çözebilecek şekilde düzenlenmesi ve kronik sağlık sorunu olan çocuklara yönelik tedavi ve rehabilitasyonu desteklemesi istendi.

Hem müfredatta hem de ders kitaplarında şiddeti normalleştiren imgelerin yer almaması önerilen raporda, şiddet ve istismara ilişkin etkili ve hızlı idari ve yargısal başvuru yollarının sağlanması gerektiği vurgulandı.

Şiddet uygulayanlara yaptırım, görev yerlerinin değiştirilmesi gibi cezalar verilmesi tavsiyesinde bulunulan raporda, Yargıtay'da "çocuk dairesi"nin oluşturulması gerektiği belirtildi.

"Tiner gibi maddelerin amacı dışında çocuklar tarafından kullanımını ve çocuklara satışını yasaklayan yasal düzenleme yapılmalı" denilen raporda, üniversiteler, TÜBİTAK ve Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nca bu maddelerin içeriğini değiştirecek, kokunun çekiciliğini azaltacak çalışmalar yapılması önerildi.

Rapordaki diğer öneriler ise şöyle:


-SHÇEK bünyesinde, Milli Eğitim, Sağlık, Adalet ve İçişleri bakanlıkları ve Türkiye İstatistik Enstitüsü'nün ortak kullanımını sağlayacak 'Sokakta Yaşayan/Çalışan Çocuk Bilgi Ağı' oluşturulmalı.

-Özellikle gecekondu bölgelerinde bulunan ilköğretim okulları eğitim-öğretim saatlerinin dışında ailelere yönelik çalışmalar için kullanılmalıdır.

-16 yaş üstü madde bağımlısı çocukların tıbbi ve mesleki rehabilitasyon süreci sonunda özel sektöre ait iş yerlerinde istihdamlarını sağlamak amacıyla 'SSK primlerinin devlet tarafından ödenmesi' gibi teşvik içeren yasal düzenlemeler yapılmalı.

-Şiddeti normalleştiren veya görmezden gelinmesini sağlayan geleneksel anlayışları dışlayan ve toplumda farkındalığın arttırılmasına yönelik kampanyalar yapılmalı.

-Çocuğa yönelik şiddete dair başvuru mekanizmalarının özellikle çocuk mağdurlar bakımından kullanılabilmesi yönünde basitleştirmeli.

Sulukule'de Çocuk Olmak

Program 61
3 Ocak 2009



Sulukule, İstanbul'da surların en alçak olduğu bölge olan ve Bayrampaşa Deresi'nin bu bölgede bulunması nedeniyle bu adı almıştır.

Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde Sulukule’de henüz eğlence evlerine ait bir ize rastlanmaz. Eğlence evlerinden ilk kez 1946 yılında Turan Aziz Beler’in “Beyoğlu Piliçleri” kitabında rastlanmıştır. Beler, kitabında dekoru sade, temiz bir oda içinde sazlarını çalan, şarkı söyleyen ve dans eden genç kadınlardan bahseder.

Sulukule’nin en görkemli yılları 1950 ile 1960’lı yıllardır. Bu dönemde Sulukule’deki üç Eğlence Evi’ne ancak randevu ile gelmenin mümkün olduğu söylenir. Zeki Müren, Müzeyyen Senar gibi birçok ünlü ses sanatçısı eğlenmek amacıyla Sulukule’ye gelirken, bugünün popüler isimleri olan Hüsnü Şenlendirici, Adnan Şenses, Kibariye gibi isimler de Sulukule’de Eğlence Evleri’nde kendini yetiştirirler.

Menderes döneminde, Vatan Caddesi yapılırken, Edirnekapı’da surların bir bölümü ve Sulukule’de 29 ev yıkılır Sulukule, biraz daha surlara doğru kayarak, sur boyuna yerleşmiş olan Haticesultan ve Neslişahsultan mahalleleri ile kaynaşır. 1985 yılına gelindiğinde ise Sulukuleliler, Turizm Bakanlığı’na “Gösteri Evleri Projesi” ile başvurup olumlu yanıt almışlardır. Yerel belediye tarafından onaylanmadığı için yasallaşmamakla birlikte “Eğlence Evleri” faaliyete geçer. Üç tane olan Eğlence Evleri’nin sayısı, 34’e çıkar. Yarı yasal olarak çalıştırılan işletmelerde 3500 civarı kişi çalışmaktadır. Bu dönemde mahalle ekonomik olarak kalkınma sağlar, yeni apartmanlar yapılır.

1990 yılında, Sadettin Tantan'ın Emniyet Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu İstanbul Bölge Başkanlığı’na seçilmesiyle, Sulukule’deki Eğlence Evleri’ne baskınlar başlar. 1992’de Eğlence Evleri’nin büyük bir çoğunluğu kapanır. Saadettin Tantan’ın 1994’te Fatih Belediye Başkanı seçilmesi ise kalan birkaç tane Eğlence Evi’nin de boşaltılmasına neden olur ve bölge tekrar fakirliğe teslim olur.
2005 yılında Bakanlar Kurulu "Sulukule Kentsel Yenileme Projesini" kabul etti, 19 Ekim 2006'da acele kamulaştırma kararı çıkardı. STK ve bazı derneklerin itirazları kabul görmedi Kültür ve Tabiat Varlıkları Yenileme Kurulu, Sulukule Yenileme Projesi'ni onadı. (wikipedia)
www.alternatifsulukule.org  (ana sayfada sürecin tarihçesi var)
http://www.ntvmsnbc.com/news/457616.asp (son yıkımlarla ilgili bir haber)
http://yenisafak.com.tr/Cumartesi/?t=08.11.2008&i=149027 (bu da karşı cephenin bakış açısı)

27 Aralık 2008 / Yeni Yıl

60.program

Yeni yıl ya da endişeli haller 2. bölüm

Eski bir yılı geride bırakıp, yeni bir yıla yine heyecanla ve umutla hazırlanırken çocuklarımıza umut verici yenilikler vaad edebiliyor muyuz gerçekten?

2008’den kalanlar:

  • nükleer enerjiye geçit veren bir yasa...
  • artık sokaktaki insanın da diline yerleşen küresel ısınma...
  • çocukların bile kayıtsız kalamadığı küresel mali kriz...
  • kentsel dönüşüm projeleriyle evsiz kalan insanlar...
  • kentsel dönüşüm, Avrupa Birliği’ne uyum süreci, teknolojik gelişmeler falan filan gibi türlü nedenlerle kimseye sormadan yapılan kentsel planlamalar sayesinde değişen kent dokusu...
  • geçtiğimiz ay, 21 sivil toplum kuruluşunun katkılarıyla hazırlanan raporda, çocukların fiziksel ve cinsel şiddete maruz kalmamaları için acil müdahale çağrısı yapıldı...
  • araç sayısındaki hızlı artış ve yeni yol projeleriyle kentin en büyük kabusu haline gelen trafik...
  • görsel ve işitsel kirlilik...
  • ...
  • ...

2009 dilekleri:

Çocuklarımız ve kendimiz için yaşadığımız kentte olan bitene karşı ses çıkarabildiğimiz, daha yapıcı, paylaşımcı, akılcı çözümleri bulmak için artık bizim de kolları sıvama zamanımızın geldiğini anlayacağımız ve harekete geçeceğimiz bir yıl olsun (lütfen)...

Kitap:

Yılbaşı Kitabı: Ivır Zıvır Tarihi Arşiv 1 / Derleyen Gökhan Akçura / Om Yayınları

'Bir yeni yılın eskilerinden daha iyi veya üstün olması için bir sebep mi var?

Amma biz, öyle olmasını temenni ederiz. Dünyada ümit kadar kuvvetli bir saadet sigortası olamaz. Ömrümüz, daha iyi günler olacağını ümit etmekle geçer. Hakikat olan şu ki, zaman zaman seviniriz, sonra üzülürüz. Bu arada yer, içer, yorulur, dinlenir, uyuruz.

Takvimlerden birer birer yaprak çevire çevire, hiç değişmeyen mevsimleri yeni diye saya saya, insanların ve huylarımızın değişmeyişine, ebedi olduğuna yemin ettiğimiz aşklarımızın nefrete dönüverişine hayret ederek, zamanın hunisinden boşluğu damlayacağımız deliğe koymakta devam ederiz.

Ve yılbaşı geceleri, herşeyi unutmak isteği ile deliler gibi eğlenmeğe teşebbüs edişimizin çılgınlıklarımızın asıl sebebi de budur.'

Fikret Adil (Kitabın arka kapağından…)

Film:

The Happy Elf / 2005 yapımı bir animasyon. Harry Connick Jr. ile öne çıkıyor…

Noel / Chazz Palminteri / Susan Sarandon ve Penelope Cruz’lu bir drama…

Love Actually / Aşk Her Yerde / Richard Curtis / Hugh Grand, Emma Thompson, Colin Firth, Bill Nighty, Kheira Knightly falan filanlı bir romantik komedi

Yerli Malı

Program 59 
20 Aralık 2008 

Yerli Malı Haftası, 12-18 Aralık tarihleri arasında Türkiye'de tüm okullarda kutlanan hafta.

Yerli malı yurdun malı herkes onu kullanmalı!

II. Dünya Savaşı sonrası oluşan ekonomik darboğazın ardından yabancı ülkelere para akışının önünün kesilmesi ve toplumsal tutum bilincinin oluşması amaçlanmıştır. Bu amaçla zamanın başbakanı İsmet İnönü 12 Aralık 1929'da yaptığı konuşmayla yerli malı kullanmanın ve tutumlu olmanın öneminden bahsetti. 1946 yılından itibaren Yerli Malı Haftası olarak kutlanmaktadır. 1983 yılında adı Tutum, yatırım ve Türk malları haftası olarak değiştirilmiştir.

Hedefi, yerli mallarının tüketiminin artmasıdır. Bu hafta süresince tutumlu olmanın, yatırım yapmanın ve yerli malı kullanmanın önemi anlatılır. (wikipedia)

Portakal
Portakal tatlı serin

Başıdır yemişlerin.

Onda güneşin rengi,

Parlar gibidir sanki.


Elma

Elmayı bilmeyen kim?

Odur, en çok sevdiğim.

Rengi alev kırmızı,

Açar iştahımızı.


Armut

Armudu unutmayın,

Onu da baştan sayın.

Ne güzeldir kokusu,

İçi dolu ballı su.


.....

Bütün meyveler

Bu güzelim meyveler,

Bu güzelim yemişler,

Yurdumuzun malıdır,

Her yiyen kuvvet alır.


Çocuklar

Tutum haftası geldi,

Bizlere neşe verdi.

Yerli yemişlerimiz,

Hep birden dile geldi.


Tutum Yatırım ve Türk Malları Haftası ( 12 – 18 Aralık )

..... 12 Aralığı kapsayan hafta “Tutum Yatırım ve Türk Malları Haftası” olarak kutlanmaktadır. Cumhuriyet döneminde temelleri atılan kendi kendine yeter bir toplum olmadaki ilk adım bugün de devam etmektedir.

Tutum ve yatırım alışkanlığı küçük yaşlarda kazanılır. Ders araçlarını, giysilerini, harçlığını tutumlu kullanan çocuk bu güzel alışkanlığı büyüyünce de devam ettirir. Küçükken boşa akan su musluğu, gereksiz yanan lambayı kapatan çocuk bu güzel alışkanlığı büyüyünce de devam ettirir. Okul çağlarında zamanı iyi değerlendirme alışkanlığı kazanan insan bu huyundan vazgeçmez. O nedenle çocukları küçük yaşlarda tutumlu olmaya özendirmeliyiz.

Tasarruf yapmak, milli kaynakların işletilmesi, yerli fabrikalar kurulması, paranın dış ülkelere gitmesini önlemek, temel tüketim maddelerini öz kaynaklardan karşılamak, ekonomimizi geliştirmek bu haftanın belli başlı amaçları içindedir.

Okullarımızda 12 – 18 Aralık tarihleri arasında kutlanan bu haftada tutum, yatırım ve Türk malları hakkında bilgi verilir. Şiirler okunur, konuşmalar yapılır, skeçler ve oyunlar oynanır. Yerli mallarımız tanıtılmaya çalışılır. (www.ilkokuma.com ; www.okuldersleri.com )

Ekşi sözlükten bir alıntı: “Günümüzde barkoduna bakarak ayırabiliyoruz… Barkodu 869 ile başlayan ürünler Türkiye ürünleri oluyor, yani yerli malı.

Sirk ve Çocuk

58.program
13 Aralık 2008 

Sirk; akrobatlar, palyaçolar, eğitimli hayvanlar, trapezciler, cambazlar, tek tekerli bisikletçiler ve sanatçılardan oluşan ve genellikle gezici olan bir eğlence takımı veya şirketidir. Yaptıkları gösteri de kendileri gibi sirk adı ile anılır. Sirkler oval veya çember şeklinde bir alanda gösteri yaparlar. Gezici olduklarından genellikle genişçe bir çadırda gösterilerini sergilerler.
Antik Roma'dan bu yana sirk gösterileri yapılır. Roma sirklerinin Mısırlı ve Yunanlılardan etkilenerek oluştuğu düşünülmektedir. Roma sirklerinde uzunca ve karşılıklı iki tribün vardır ve iki uçta hilal şeklinde birleşir. Alt tribünde daha asiller otururdu. Bu arada Romada haremlik selamlık uygulanmayan tek organizasyon sirklerdi. (wikipedia)


Günümüzde sirkten söz edince ilk akla gelen topluluk. Hayvansız gösteriler yapıyorlar, ama sanıyorum cirque du soleil’e sadece sirk demek de biraz haksızlık. Akrobasi, trapez, cambazlık, bisikletler, ateş ve su dansları, kısacası bir sirkte olması gereken her şey var cirque du soleil’de. Fazlası sanatçı ruhları. Büyük bir şov dünyası eve tama koreografileri, sahne/mekan/kostüm tasarımları, müzikleri ve ustalıkları ile gerçek bir sihir/büyü etkisi yarattıkları kesin izleyende. Bu nedenle olsa gerek dünyadaki pek çok sanatçının içinde yer alma hayallerini süsleyen de bir yapı. (bkz. Lhasa…)

http://www.sulukulegunlugu.blogspot.com (19 Kasım 2008, Sulukule'ye, çocuklarla ve yetişkinlerle atölyeler yapmak için sirk sanatçıları geldi. http://www.theseriousroadtrip.org/. Atölyeler bugün başladı. Küçük çocuklar ve büyüklerle 2 farklı grup halinde çalışıldı. Bizimkiler bol bol numaralar öğrenerek harika bir gün geçirdiler. Arada da resim yaptılar, legolarla oynadılar.)
Sulukule için sirk ve konser
Fransız sirk sanatçılarından oluşan ve Kosova, Filistin Romanya ve Bosna Hersek gibi yoksul ülkelerdeki çocuklara sirk atölyeleri veren The Serious Road Trip grubundan Quentin Lanœ grup olarak amaçlarının sirki bilinmeyen yerlere götürmek olduğunu söyledi. Çocuklara her zaman olan olanaklardan farklı imkanlar sunmak, günlük hayatın sıkıntılarının dışına çıkarmak ve birlikte işbirliği yaparak bir şeyler öğrenmelerini sağlamak için çalışma yaptıklarını belirten Lanœ, "Daha önce birçok ülkede çalışma yaptık. Romanya'da da Roman mahallelerinde çalıştık ve orası Sulukule'ye çok benziyor. Buradaki çocuklar da oradakiler gibi çok dinamik ve hep bir şeyler yapmak istiyorlar. Müziğe olan merakları da aynı şekilde. Filistindeki çocuklardan ise farklı. Oradaki çocuklar ilgi istiyorlar fakat burada ilgi konusunda bir sıkıntı görülmüyor. Her ülkede ortak olan ise sirki bütün çocuklar çok sevmesi." dedi.Lanœ, Sulukule'nin yıkılması ve kültürün ortadan kaldırılması çalışmalarının ise üzüntü verici olduğunu söyledi. (Taraf Gazetesi, 12. 12. 2008)


Mundial Sirki
Ekim başından beri İstanbul’un farklı semtlerinde gösteriler yapan Mundial Sirki, 4 Ocak’a kadar Dolmabahçe Küçükçiftlik Parkı’nda olacak. Milka sponsorluğunda yavru bir aslanın da getirileceği sirkte palyaço, trapez / trambolin, ateş çemberi, jonglör, ip ve at gösterilerinin yanı sıra kaplanlar, sevimli köpekler ve motor şovu yer alıyor. (0212 247 71 12)



Uluslararası Avrasya Sirki


Türk, Rus, Ukrayna, Bulgar, Azeri ve Gürcüler'den oluşan 40 kişilik bir kadro görev alıyor. Sirkte palyaçolar, lastik kızlar, dev piton yılanı, aslan, leopar ve eğitimli havyanlar, ateşbazlar, sihirbazlar, akrobasi ve denge gösterileri yer alıyor. Sirk Türkiye'nin farklı yerlerinde gösteriler sunuyor. Gösteri günleri, saatleri ve yerlerini web sitesini ziyaret ederek öğrenebilirsiniz. 0-3 yaş ücretsiz.

Avrasya sirkinin profesyonel çocukları

Türkiye’nin ilk uluslararası sirki olan Avrasya Sirki’nin çocuk akrobatları, Moğolistan’daki ailelerinden binlerce kilometre uzakta heyecan dolu gösteriler sunuyorlar. Yaşıtlarından farklı olarak yaşlarından daha çok ülke gezen çocuklar, gösterileriyle büyüyor.

Boş zamanlarında, buldukları ilk internet kafeye koşarak bilgisayar oyunlarına dalan, bisiklete binen, ders çalışan çocuk akrobasi profesyonellerinin ortak mutlulukları, seyirciden gelen alkışlar oluyor. Akrobasi gösterilerinin yıldızı olan çocuklar ise riski yüksek hareketleri büyük bir dikkatle gerçekleştirirken, sirkin bir oyun olmadığına vurgu yapıyorlar.

Grup şefi Jargal Chuluun gözetiminde derslerine çalışan çocuklar, ülkelerinde ya da gösteri için bulundukları ülkelerde konsolosluklar aracılığıyla yeterlilik sınavına girerek sınıf atlıyorlar.

Sirkte doğdu…

Avrasya Sirki’nde köpeklerle gösteriye çıkan 9 yaşındaki Rus Ivan’ın hikayesi, ilköğretimini sirk sanatları kolejinde tamamlayan ve üniversitede ekonomi eğitimi aldıktan sonra; hayvanları, rakamlardan daha çok sevdiğine karar veren annesi Kristina Vinagradova’nın sirklerde çalışmayı tercih etmesi ile başladı.

Sirkte doğan ve büyüyen Ivan, 5 yaşından bu yana annesi ile Japonya, Kore, Belarus ve Ukrayna’nın da içinde olduğu çok sayıda ülkede gösteri sundu. Avrasya Sirki’nde ‘Aslan ve Leopar Şovu’ ile seyirciyle buluşan annesini örnek alan Ivan, bir yandan da ilköğretim 5. sınıfta eğitimine devam ediyor. Sirkte çalışmanın, birçok yeri görmek, daha çok insan tanımak ve arkadaş edinmek gibi güzel yanları olduğunu anlatan Ivan, uzun yolları yorulduğu için sevmediğini belirtmeden de geçemiyor.

Ivan, seyircilerin arasında çocukların çoğunlukta olduğu zamanlarda ise gösterisini daha içten yaptığını söylüyor.

Sirk bir kültürdür’

Babası dolmuş şoförü, annesi ise ev kadını olan 12 yaşındaki Uganbayar Ganbayar da ilköğretimini ülkesindeki sirk kolejinde tamamlamış. Ailesi Moğolistan’da yaşayan Ganbayar, sirk kolejinin ardından 6. sınıfta öğrenimine devam ediyor.

8 yaşında profesyonel olan Ganbayar, 4 yıldır ailesinden uzakta akrobasi gösterileri yapıyor. Gezgin yaşamayı seven Ganbayar’ın meslekteki en büyük korkusu, gösteri sırasında dikkatinin dağılması. “O zaman felaket olur” diyen Ganbayar’ın en büyük mutluluğu ise seyircilerin alkışları.

Yolculuk yapmayı çok sevse de kız kardeşini özleyen Ganbayar, gösteri yaptığı ekip arkadaşlarını da ailesinin bir parçası olarak görüyor. “Yaptığın işi oyun olarak görüyor musun” sorusuna tepki gösteren Ganbayar, “Sirk bir oyun değil, bir kültürdür. Sorumluluk ister. Dikkatli ve özenli olmalı” diyerek mesleğinin ciddiyetini ortaya koyuyor. Sorumluluğu böylesine tanıması ve erken büyümesine karşın Ganbayar, kendini sadece gösteri sırasında diğer çocuklardan farklı hissettiğini anlatıyor.

Anne ve babası kasap olan 14 yaşındaki Sainbileg Gendenraujaa da temel eğitimini sirk kolejinde almış. Ortaokul 8. sınıf öğrencisi Sainbileg, 5 yaşından bu yana profesyonel çalışıyor.

Gösteri sırasındaki en küçük bir dikkatsizliğin sakatlıkla sonuçlanabileceğine dikkat çeken Gendenraujaa, seyircinin beğenisini hissettiği zaman daha bir keyifle gösteri yaptığını söyledi. (31.03.2008, Evrensel Gazetesi)